Showing posts with label kadın olmak. Show all posts
Showing posts with label kadın olmak. Show all posts

Thursday, May 7, 2009

yahu bu bahar beni hep bi bahar öyle bi bahar üff bahar...


gidip gelmeler... gidip gelmemeler... gidememeler... gelememeler... iki gün hiç uyuyamamalar sonra uyanamamalar... işte bu bahar!
Alınmak, darılmak, eylemi yapanın değil eyleme maruz olanın meselesidir aslında demiş bi arkadaşım, bana bu ara sorarsan bu tamamen baharın meselesi, hiç benle ilgisi yok! Bahar insanı bir uyuşturuyor, bir sersemletiyor, duygularını hormonlarını içini dışını bir yukarı bir aşağı bir sağa bir sola oynatıyor... dengeler karışıyor, benimki çok karışıyor...
İki gün önce gece uyuyamadım. Sevgilim de yok yanımda, bir gerginlik bir paranoya, aklıma hiç şarkı söyleyemeyeceğim çünkü yeteneksiz olduğumdan ve bana iyisin diyenlerin hepsinin numara yaptığından tut da sevgilimin benden sıkıldığına, işyerinde pozisyonumun iyice sallandığına kadar bin bir küçük büyük detay ve saçmalık takıldı durdu. Ha ben bu arada yukardan oturup aklımı izlerken hepsinin bahar kurmacası olması önkoşulu ile eğlendim bile denebilir, yani çok ciddiye almamayı öğrendik tabii bu bahar çarpmalarını ancak yine de o gece uykusuz geçti, hava aydınlanınca da uyumayı denemek masal oldu, güne başlandı.. Hemen ertesi akşam ise heyecan ve mutluluktan uyuyamadı bu sefer bünye. Kapanan gözlerimin önüne ilk gelen sahnede iki kız halimiz, resmen bütün şovu, dansları, motifleri, kostümleri makyajları görüyorum ay ne güzeliz ne güzeliz! Tabii gözümü açasım gelmiyor ama uyku yine sıfır! Bir o yana bir bu yana dönmeler, TV açıp uyku dualarına çıkmalar, hayaller kurmalar... Yok mümkün değil ve heyecandan, mutluluktan mümkün değil uyumak...

Eh işte bahar böyle bi bahar.. üf be bahar... hapşırıp tıksırmalar, mahmur mahmur bakmalar, durup dururken ağlamalar... ah be bahar vay be bahar...

Friday, July 4, 2008

Cesaret

Sonra bir gün gitti... Bekledim ben... Sonra geldi...Gidişiyle ilgili yazmışım yine günlüğüme bir zaman: "bir yandan kızdım duygusal bir kadın olarak, istedim ki bana öyle bir aşık olsun ki herşeyi unutsun, sadece beni sevsin beni istesin, bana dokunsun, bana baksın öyle koyu koyu siyah siyah sadece... istedim de istedim... kadın işte, hayata kızdım istediğim gibi olmuyor diye, ona kızdım istediğim gibi yapmıyor diye, kimseye söylemedim ama. Kendime de söylemedim, ona da, kozmik balıklara da... Dürüst olmadığımdan değil, bu kızgınlığım doğal olmadığından da değil, tam tersine en doğal ve ilkel dürtüm bu halin nedeni... İşte o yüzden söylemedim, bu ilkelliğin bir adım ötesine gidebilmek lazım, 30 yaşını geçmek lazım, bir de bilmek lazım mor giyebilmek için... Mor giydim o gün, hak ederek...
Bir yandan mutlu oldum, demek daha önce "sana dürüst olmak mümkün diil, ne biçim arıza yapıyorsun" diyen geçmişimin büyük adamları haklı değilmiş diye. Ben arıza yapmadığımı, karşımdakine saygı duymayı ve acıyı kendi içimde yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum ve pek çok diğer kadın gibi davranılıyor olmasına içerliyordum çok, herhangi biri diildim ben, onlar görmüyor olmalıydı, sorun bende olmamalıydı. Değilmiş! Yapan yapıyor işte, bunun benimle ya da diğer ilkel dürtülerinin esiri kadınlarla ya da arızalarla ilgisi yok. Sana tavsiye cesur olmayan adam için acı çekme, dürüstlük yoksa hiçbişiy yok, ne aşk, ne şehvet, ne acı... Hepsi bir ilüzyon, çünkü adam gerçek değil zaten, öğrendim bunu, karşıma dürüst gerçek çıkınca öğrendim, henüz çıkmadıysa senin karşına çıkma ihtimalini düşün ve hayal ürünleriyle zaman kaybetme hiç... Bir yandan yoruldum, risk alıp sonucunu beklemek çok yorucudur. sadece beklemek bile yeterince yorucudur, çok çok yorucudur... Hatırlıyorum nasıl hissettiğimi, hayat işte...